YASED Üyeleri İTÜ’de Uluslararası Doğrudan Yatırımların Ekonomiye Katkısını Anlattı

 


YASED Genel Sekreteri Özlem Özyiğit, “Türkiye’nin 2023 yılında dünyadaki en büyük 10 ekonomi içinde olma hedefini gerçekleştirmesi için, dünyada en fazla UDY çeken ilk 10 ülke içinde de olması gerektiğini düşünüyoruz.”

İstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümü, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin stratejik destekleriyle 25-26 Ekim tarihlerinde İTÜ Maçka Kampüsü’nde “Uluslararası Doğrudan Yatırımlar, Yatırım Promosyonu ve Ekonomik Gelişmeler” konulu akademik bir konferans düzenledi.

Konferans kapsamında düzenlenen “Türkiye’nin Ekonomik Büyümesi ve Gelişmesinde Uluslararası Doğrudan Yatırımların Rolü: Yatırımcı Görüşleri” konulu panele katılan YASED Genel Sekreteri Özlem Özyiğit ile YASED üye şirketlerinden Nestle Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü/YASED Yönetim Kurulu Üyesi Felix Rolf Walter Allemann ve Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant (TWAL) Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, uluslararası doğrudan yatırımların Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkısını anlattı.

Özlem Özyiğit, Türkiye ekonomisinin 2017 yılında yüzde 7,4 ve bu yılın ikinci çeyreğinde de yüzde 5,2 büyüme kaydettiğini belirterek, bu büyüme oranları ile Türkiye’nin, OECD, G20 ve AB ülkeleri arasında en iyi performans gösteren ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması için, Türkiye’nin yatırım ortamında sürekli iyileştirmelere yer vermesi gerektiğini belirten Özyiğit, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımcılar için sunduğu potansiyel hakkında şunları söyledi: “Türkiye politik, ekonomik, coğrafi, kültürel ve sosyal açıdan bir köprüdür. Ülkenin stratejik coğrafi konumu, şirketlerin bölgedeki piyasalara erişimini kolaylaştırmaktadır. Bu eşsiz coğrafi konum, aynı zamanda Türkiye’ye kısa süre içerisinde büyük bir bölgesel merkez olma fırsatını da sunmaktadır. Türkiye’nin büyük ve dinamik iç pazarı, Doğu ve Güney Avrupa’daki rakiplerine karşı kayda değer ölçüde farklılık yaratan bir faktördür. Buna genç nüfus, gelişmiş girişimcilik becerileri, rekabete açıklık, kısa sürede iç dinamikler ve küresel değişikliklere uyum becerisi, gelişen altyapı ve devam eden reform süreci gibi etkenleri de ekleyebiliriz. Böyle bir konjonktürde, global UDY içinde Türkiye’nin yerine baktığımızda UNCTAD 2018 Dünya Yatırım Raporu sonucuna göre, Türkiye’nin “Batı Asya” bölgesindeki ülkeler arasında en fazla UDY çeken ülkelerin başında geldiği ve dünya UDY sıralamasında 26. sırada yer aldığı görülmektedir. Türkiye küresel UDY akışından her yıl yaklaşık % 1 oranında pay almaktadır. Bu payı önemsemekle birlikte, Türkiye’nin payını yüzde 3’lere çıkaracak potansiyele sahip olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin 2023 yılında dünyadaki en büyük 10 ekonomi içinde olma hedefini gerçekleştirmesi için, dünyada en fazla UDY çeken ilk 10 ülke içinde de olması gerektiğini düşünüyoruz.”

Özyiğit: “Ülkeler doğrudan yatırım için rekabet halinde”

Günümüzde tüm ülkeler, yatırım ortamlarını daha cazip hale getirip, her yıl daha fazla uluslararası doğrudan yatırım çekme konusunda birbirleriyle rekabet ettiğini belirten Özyiğit: “ Uluslararası doğrudan yatırımlar ülkelerin rekabet gücünü artırıyor, ekonomiye önemli katma değer sağlıyor, ekonomik ve sosyal kalkınmada kaldıraç etkisi yaratıyor. YASED olarak yaptığımız araştırmaya göre, geçtiğimiz 10 yılda Türkiye’ye yatırım yapmış uluslararası doğrudan yatırımcılar gerçekleştirdikleri faaliyetlerle Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYH) yıllık yaklaşık 84 milyar dolarlık dolaylı bir katkı sağlamıştır. Bu ekonomik katkı, GSYH’nın yaklaşık %10’sini oluşturmaktadır” dedi. Uluslararası doğrudan yatırımcıların binlerce Türk KOBİ’sinin gelişimine katkıda bulunarak, yurt dışında rekabet edebilen, ürün ve hizmet ihraç eden, katma değer yaratan şirketlere dönüşmelerine yardımcı olduklarına dikkat çeken Özyiğit, YASED üyesi şirketlerin ekonomiye katkısı hakkında şunları söyledi: “Çoğunluğu üyemiz olan İSO 500 içindeki uluslararası yatırımcıların; İSO 500 firmalarının toplam ihracatının %48’ini, yaratılan katma değerin %38’ini, istihdamın %29’unu, AR-GE yatırımlarının ise %44’ünü gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu rakamlar, uluslararası doğrudan yatırımların doğru politikalarla doğru alanlara yönlendirilmesinin taşıdığı önemi ve yatırımların ortaya koyduğu katkıları net bir şekilde göstermektedir.”

Özyiğit: “Bilgi temelli ekonomik yapıya geçiş yapmalıyız”

Panelde YASED’in Türkiye'de uluslararası doğrudan yatırımların artmasındaki çalışmalarına da değinen Özyiğit, derneğin bu alandaki çalışmalarını şöyle özetledi: “Misyonumuz uluslararası doğrudan yatırımcıların nezdinde Türkiye'nin Türkiye’yi yatırım yapılacak ülke olarak görmelerini sağlamak ve çekiciliğini artırmaktır. YASED- Uluslararası Yatırımcılar Derneği olarak ana misyonumuz olan ve hükümetimizin yeni ekonomik programında da en öncelikli hedefleri arasında olan “ülkemize daha fazla katma değerli yatırım çekilmesi” alanında destek vermektir. Türkiye’nin uluslararası yatırım potansiyelini daha iyi kullanması için sadece yatırım ortamını iyileştirmek yetmiyor; bu noktada ülkemizin daha fazla uluslararası doğrudan yatırım çekebilmesi için hükümetimizin uzun vadeli stratejilere dayalı bir plan hazırlamasını gerekli görüyoruz. Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmeyi hedefleyen Türkiye’nin artık, sanayide dijitalleşmeye odaklı, AR-GE faaliyetlerine odaklanıp yüksek katma değerli ürünleri ile küresel pazarda rekabet gücünü artıran, ihracata dayalı ve bilgi temelli bir ekonomik yapıya geçiş yapmalıdır. Özellikle, ithalata bağımlılığının azaltması ve ihracatı arttırmak amacıyla yerli üretim ve dünyadaki en iyi uygulamalar göz önünde bulundurularak teknoloji ve AR-GE yatırımlarının kamu-özel iş birliği modelleri ile gerçekleştirilerek yürütülmesi sürecinde, YASED olarak uluslararası bilgi ve deneyimimizle, çalışmalara katkı sağlamayı sürdüreceğiz.”

Allemann: “Yatırımcı istikrarı sever”

Türkiye’de uzun yıllardır yatırımları bulunan ve yatırımları artırmaya devam eden Nestle Türkiye’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Felix Allemann, Türkiye’nin yetenekli iş gücü açısından, yatırım çekmek için önemli bir fırsata sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 80 milyonluk nüfusu ile büyüme açısından Almanya’dan daha büyük bir potansiyel sunduğuna dikkat çeken Allemann, Türkiye’nin potansiyeli hakkında şunları söyledi: “Nestle olarak 2012 -2017 yılları arsında 160 milyon dolar yatırım gerçekleştirdik. 2023 yılına kadar da 190 milyon dolarlık yatırım daha yapmayı planlıyoruz. Fırsatlara bakıldığında Türkiye ciddi yatırım imkanları sunuyor. Türkiye zengin doğal kaynakları sayesinde tarım alanında ‘Dünyanın bahçesi’ olacak potansiyele sahip. Ancak bu yatırımların gerçekleşmesi için de en önemli unsur olarak istikrarı görüyoruz. Bunun yanı sıra yasaların uygulanması ve fikri sınai mülkiyet haklarının korunması yatırım kararlarını etkileyen önemli faktörler arasındadır. Ancak Türkiye’nin daha fazla yatırım çekebilmesi için tüm yatırımcılara aynı koşullarda rekabet şartları sunması gerekiyor. Ayrıca, yatırımlarla ilgili süreçlerin hızlandırılması kadar, yatırım prosedürlerin sadeleştirmesi de önem taşıyor. Bu alanlarda önemli iyileştirmeler yapılması durumunda, Türkiye daha fazla doğrudan yatırım çekebilir.”

Öztürk: “Öngörülebilirlik yatırımlarda kilit rol oynuyor”

Panelde konuşan YASED üyelerinden Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant (TWAL)Bölge Başkanı Ayhan Öztürk, çok uluslu firmaların Türkiye’deki AR-GE, yatırım, iş gücü ve üretim süreçlerini geliştirebilmesi için en öncelikli şartlardan birisinin ‘’öngörülebilir bir ortam’’ tesisi olduğunu belirtti. Öztürk, firmaların uzun vadeli yatırım planları dahilinde, eğitimli iş gücünün ve insan kaynağının da bu yatırımların sürdürülebilir olmasında kilit rol oynadığını belirtti. Öztürk, devamında şunları kaydetti: “Ülke içerisinde faaliyet gösteren ve yatırım yapan şirketler, yeni gelecek uluslararası doğrudan yatırımlar için bir referans noktası konumundadır. Hali hazırda ülke şartlarını bilen ve yerel bazda faaliyet gösteren kuruluşlar, yeni gelecek yatırımlar için önemli bir bilgi kaynağı olmaktadır. O yüzden uluslararası doğrudan yatırım süreçlerinde sadece dışarıdan gelecek olan yatırımların değil,  var olan yatırımcılar için de koşulların ve yatırım ortamının iyileştirilmesi, sürekliliğin sağlanması ve öngörülebilir temeller oluşturabilmek adına planlama yapılması çok önemlidir.”

 

 

Vodafone’un katkılarıyla